Dr. Nilay Şengül

Kanser Türü

Baş ve Boyun Kanseri

👩‍⚕️ Doç. Dr. Nilay Şengül 🕑 19 dk okuma
Baş ve Boyun Kanseri

📌 Kısaca Bilmeniz Gerekenler

  • Baş ve boyun kanseri, 2022 yılında dünya genelinde 1.750.871 yeni vaka ile önemli bir kanser yükü oluşturur; erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha sık görülür.
  • HPV-pozitif orofarengeal kanserlerde immünoterapi yanıt oranı %18,8’e ulaşır; HPV-negatif hastalara göre daha iyi prognoz sunar.
  • KEYNOTE-048 çalışmasına göre, pembrolizumab + kemoterapi kombinasyonu, standart EXTREME rejimine göre genel sağkalımı 13,0 aya çıkarmıştır (10,7 aya karşı).
  • Sigara ve alkol, skuamöz hücreli baş boyun kanserlerinin %75-85’ine neden olur; HPV ise orofarengeal kanserlerin %70’inden sorumludur.

Baş ve boyun kanseri, ağız boşluğu, boğaz (farenks), gırtlak (larenks), burun boşluğu, sinüsler ve tükürük bezlerinde gelişen malign tümörleri kapsayan bir kanser grubudur. GLOBOCAN 2022 verilerine göre, dünya genelinde 20 yaş üzeri yetişkinlerde 1.750.871 yeni vaka ve 527.226 ölüm bildirilmiştir. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha sık görülür; bu fark sigara, alkol ve HPV maruziyetindeki cinsiyet farklılıklarından kaynaklanır.

Baş ve Boyun Kanseri Nedir?

Baş ve boyun kanseri, üst sindirim ve solunum yollarının mukoza epitelinden kaynaklanan malign neoplazmları ifade eder. En sık görülen histolojik tip skuamöz hücreli karsinomdur (%90-95). Anatomik alt bölgelere göre; ağız boşluğu, orofarenks, hipofarenks, nazofarenks, larenks, nazal kavite/sinüsler ve tükürük bezleri kanserleri sınıflandırılır. Her alt bölgenin etyolojisi, risk faktörleri ve tedavi yaklaşımı farklılık gösterir.

Frontiers in Oncology 2025 verilerine göre, baş ve boyun kanserinin global yükü artmaya devam etmektedir. 2022 yılında erkeklerde yaş standartlaştırılmış insidans hızı (ASIR) 100.000’de 15,3, kadınlarda ise 4,6’dır. Mortalite hızları ise sırasıyla 7,8 ve 2,1’dir. Eğer mevcut trendler devam ederse, 2050 yılında 1.600.000 yeni vaka ve 820.000 ölüm öngörülmektedir. Bu artışın temel nedeni, yaşlanan nüfus, sigara/alkol kullanımı ve HPV enfeksiyonu prevalansındaki değişikliklerdir.

Doç. Dr. Nilay Şengül’e göre, baş ve boyun kanserlerinin tanısında en kritik adım, persistan boğaz ağrısı, ses kısıklığı veya ağızda iyileşmeyen yaralar gibi belirtilerin “basit bir enfeksiyon” olarak değerlendirilip geçiştirilmemesidir. Memorial Şişli Hastanesi’nde uyguladığımız protokole göre, 3 haftadan uzun süren bu tür şikayetler olan hastalarda mutlaka KBB muayenesi ve endoskopik değerlendirme planlanmaktadır. Bu yaklaşım, erken evre tanı oranını artırır ve lokal kontrol şansını yükseltir.

Baş ve Boyun Kanserinin Belirtileri

Baş ve boyun kanseri belirtileri, tümörün anatomik yerleşim yerine göre değişiklik gösterir. Erken evrede belirtiler hafif olabilir ve hastalar tarafından kolayca göz ardı edilebilir. NIH/PMC verilerine göre, vakaların çoğunluğu ileri evrede tanı alır; bu durum belirtilerin geç fark edilmesinden kaynaklanır.

  • Ağızda veya boğazda 3 haftadan uzun süren iyileşmeyen ülser veya yaralar
  • Persistan ses kısıklığı veya değişikliği (gırtlak kanserinde)
  • Boyunda sert, büyüyen lenf nodu kitlesi
  • Yutma güçlüğü (disfaji) veya yutarken ağrı (odinofoji)
  • Kulak ağrısı (özellikle gırtlak ve farenks kanserlerinde, referan ağrı)
  • Burun tıkanıklığı veya kanlı akıntı (nazal kavite/sinüs kanserlerinde)
  • Kilo kaybı, halsizlik ve iştahsızlık (ileri evre)
  • Ağızda veya boğazda beyaz (lökoklazi) veya kırmızı (eritroplazi) lekeler

Baş Boyun Kanserinde En Dikkat Çekici Belirtiler

Baş boyun kanserinde en dikkat çekici ve acil değerlendirme gerektiren belirtiler şunlardır: Boyunda tek taraflı, sert, büyüyen ve ağrısız lenf nodu kitlesi; 3 haftadan uzun süren ses kısıklığı (özellikle sigara içenlerde); yutma güçlüğü ile birlikte kilo kaybı; ve ağızda iyileşmeyen ülser. Bu belirtilerden biri veya birkaçı bir aradaysa, mutlaka KBB uzmanına başvurulmalıdır. Doç. Dr. Şengül, klinik pratiğinde bu “kırmızı bayrak” belirtilerinin tanı gecikmesinin en sık nedenini oluşturduğunu vurguluyor.

Baş ve Boyun Kanserinin Nedenleri

Baş ve boyun kanserinin gelişiminde histolojik tipe ve anatomik bölgeye göre farklı risk faktörleri rol oynar. Skuamöz hücreli karsinomlar için başlıca risk faktörleri sigara, alkol ve HPV’dir; tükürük bezi kanserleri için ise radyasyon ve genetik yatkınlık daha önemlidir.

Risk Faktörü İlişkili Kanser Bölgesi Göreceli Risk Artışı
Sigara içimi Ağız, farenks, larenks ~5-25 kat
Alkol tüketimi Ağız, farenks, larenks ~2-5 kat
Sigara + alkol birlikte Ağız, farenks, larenks Sinerjistik; risk çarpılır
HPV-16 enfeksiyonu Orofarenks (tonsiller, dil kökü) ~15-20 kat
Betel çiğneme Ağız boşluğu ~5-10 kat
Marjinal beslenme (A vitamini eksikliği) Ağız boşluğu, farenks Değişken

NIH/PMC verilerine göre, skuamöz hücreli baş boyun kanserlerinin %75-85’i sigara ve alkol kullanımı ile ilişkilidir. HPV-16, özellikle gelişmiş ülkelerde orofarengeal kanserlerin %70’inden sorumludur ve bu oran son yıllarda artmaktadır. HPV-pozitif orofarengeal kanserler, HPV-negatif olanlara göre daha iyi prognoza sahiptir; bu durum AJCC 8. baskıda ayrı evreleme sistemi ile yansıtılmıştır.

Baş Boyun Kanseri Evreleri

Baş ve boyun kanseri evrelemesi, AJCC 8. baskı TNM sistemine göre yapılır. HPV-pozitif orofarengeal kanserler için ayrı bir evreleme sistemi bulunur; çünkü HPV durumu prognozu doğrudan etkiler. Tümör boyutu (T), lenf nodu tutulumu (N) ve uzak metastaz (M) değerlendirilir.

Evre / Durum Tanım 5 Yıllık Sağkalım (HPV-Negatif) 5 Yıllık Sağkalım (HPV-Pozitif)
Evre I Küçük tümör, lenf nodu yok %70-90 %90-95
Evre II Büyük tümör veya çoklu lezyon, lenf nodu yok %50-70 %80-90
Evre III Tek lenf nodu tutulumu veya invaziv tümör %40-60 %70-80
Evre IV Çoklu lenf nodu veya uzak metastaz %30-50 %50-70

AJCC 8. baskıya göre, HPV-pozitif orofarengeal kanserlerde evreleme T ve N kriterlerini basitleştirir; çünkü HPV-pozitif hastalar genel olarak daha iyi yanıt verir. MDPI Cancers 2025 verilerine göre, lokalize HPV-ilişkili orofarengeal skuamöz hücreli karsinomların yaklaşık üçte ikisi rekürrens geliştirir; bu oran HPV-negatif hastalarda daha yüksektir. HPV-pozitif hastalarda rekürrens oranı %25-30’dur.

[GÖRSEL ÖNERİSİ: Baş ve boyun kanseri evreleme şeması — AJCC 8. baskı TNM sistemi ve HPV-pozitif/negatif farkını gösteren infografik — Alt text: “Baş ve boyun kanseri AJCC 8. baskı evreleme şeması — HPV durumu ve sağkalım karşılaştırması”]

Baş ve Boyun Kanserleri Risk Faktörleri

Baş ve boyun kanserleri risk faktörleri, coğrafi bölgeye, yaşam tarzına ve genetik yatkınlığa göre değişiklik gösterir. Frontiers in Oncology 2025 verilerine göre, global baş boyun kanseri yükünde önemli eşitsizlikler vardır.

Cinsiyet: Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha yüksek insidans ve mortalite görülür. Ancak son yıllarda kadınlarda artış eğilimi gözlenmektedir; bu durum sigara ve alkol kullanımındaki cinsiyet farklılıklarının azalmasıyla ilişkilendirilmektedir. PMC/NIH 2024 verilerine göre, Avrupa ülkelerinde genç kadınlarda baş boyun kanseri insidansında belirgin artış rapor edilmiştir.

Yaş: Risk yaşla birlikte artar; vakaların çoğunluğu 50 yaş üzerinde tanı alır. Ancak HPV-ilişkili orofarengeal kanserler, daha genç yaş gruplarında (40-50 yaş) da görülebilir.

Coğrafi bölge: Güney Orta Asya en yüksek insidans oranlarına sahiptir; betel çiğneme ve tütün kullanımı bu bölgede yaygındır. Orta Amerika ise en düşük oranlara sahiptir. Yüksek HDI (İnsani Gelişme Endeksi) bölgelerinde tiroid kanseri ve nazofarenks kanseri daha sık; orta HDI bölgelerinde ise dudak, ağız boşluğu ve farenks kanserleri daha yaygındır.

Sosyoekonomik durum: Düşük ve orta HDI bölgeleri genellikle daha yüksek mortalite oranlarına sahiptir; bu durum tanı ve tedavi erişimindeki eşitsizliklerden kaynaklanır.

Baş Boyun Kanseri Tedavisi

Baş boyun kanseri tedavisi, tümörün evresine, anatomik yerleşim yerine, HPV durumuna ve hastanın genel durumuna göre kişiselleştirilir. NCCN ve ESMO kılavuzlarına göre, tedavi planlamasında multidisipliner yaklaşım esastır. Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapi kombinasyonları kullanılır.

Cerrahi Tedavi

Cerrahi rezeksiyon, erken evre (Evre I-II) baş boyun kanserlerinde temel tedavidir. Tümör, yeterli sağlam doku marjı ile birlikte çıkarılır. Boyun diseksiyonu, klinik veya radyolojik lenf nodu tutulumu olan hastalarda ve yüksek riskli tümörlerde (≥4 mm derinlik, perineural invazyon, lenfovasküler invazyon) uygulanır. Fonksiyon koruyucu cerrahi (örneğin parsiyel larenjektomi), ses ve yutma fonksiyonlarının korunmasını hedefler.

Radyoterapi

Radyoterapi, erken evre hastalıkta cerrahiye alternatif olarak veya ileri evrede adjuvan olarak kullanılır. İntensite modüle radyoterapi (IMRT), normal dokuları koruyarak yüksek doz tümör kontrolü sağlar. Brakiterapi, seçilmiş erken evre ağız boşluğu ve orofarenks kanserlerinde kullanılabilir. Cisplatin ile eşzamanlı kemoradyoterapi, ileri evre (Evre III-IV) lokalize hastalıkta standart tedavidir.

Kemoterapi

Platin bazlı kemoterapi (cisplatin, karboplatin), neoadjuvan, adjuvan veya palliatif olarak kullanılır. EXTREME rejimi (cetuksimab + cisplatin/5-FU), ileri evre rekürren/metastatik hastalıkta standart tedavi olmuş; ancak immünoterapi çalışmaları bu rejimin yerini değiştirmiştir.

İmmünoterapi

İmmün kontrol noktası inhibitörleri, rekürren/metastatik baş boyun skuamöz hücreli karsinomunda (R/M HNSCC) standart tedavi haline gelmiştir. MDPI Cancers 2025 verilerine göre:

  • KEYNOTE-048: Pembrolizumab monoterapisi, PD-L1 CPS ≥1 hastalarda EXTREME rejimine göre genel sağkalımı iyileştirmiştir (12,3 ay vs 10,3 ay; p=0,009). Pembrolizumab + kemoterapi kombinasyonu, tüm comers’ta üstün sağkalım sağlamıştır (13,0 ay vs 10,7 ay; p=0,003).
  • CheckMate 141: Nivolumab, platin-refrakter hastalarda standart kemoterapiye göre genel sağkalımı iyileştirmiştir.
  • HPV durumu: HPV-pozitif hastalarda immünoterapi yanıt oranı %18,8 iken; HPV-negatif hastalarda %12,2’dir. Ancak istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. PD-L1 CPS ≥20 olan hastalarda en yüksek yanıt oranları (%23) saptanmıştır.

Neoadjuvan immünoterapi araştırmaları devam etmektedir. CheckMate-358 çalışmasında, neoadjuvan nivolumab HPV-pozitif tümörlerde %23,5 patolojik yanıt oranı sağlamıştır. KEYCHAIN çalışması, HPV-pozitif lokalize ileri evre hastalarda pembrolizumab + radyoterapi kombinasyonunu değerlendirmektedir.

Baş Boyun Kanseri Metastazı

Baş boyun kanseri, öncelikle lenf yoluyla yayılır. Cervikal lenf nodları, en sık metastaz yeridir. Lenf nodu tutulumu, prognozu doğrudan etkiler; bilateral veya kontralateral lenf nodu tutulumu daha kötü prognoza işaret eder. Uzak metastaz, akciğerler, kemikler ve karaciğerde görülür; ancak baş boyun kanserlerinde uzak metastaz, diğer kanser türlerine göre daha nadirdir.

HPV-pozitif orofarengeal kanserlerde, lenf nodu tutulumu daha erken ve daha yaygın olabilir; ancak bu durum HPV-pozitif hastalarda daha iyi tedavi yanıtı ile telafi edilir. MDPI Cancers 2025 verilerine göre, lokalize HPV-ilişkili orofarengeal kanserlerin yaklaşık üçte ikisi rekürrens geliştirir; bu oran HPV-negatif hastalarda daha yüksektir.

Doç. Dr. Nilay Şengül’ün Klinik Değerlendirmesi

Klinik pratiğimde sıklıkla şunu gözlemliyorum: Baş boyun kanseri tanısı alan hastaların büyük çoğunluğu, tanı öncesinde 2-3 ay boyunca “boğaz enfeksiyonu”, “ses kısıklığı” veya “diş problemi” olarak değerlendirilmekte ve bu gecikme evre ilerlemesine neden olmaktadır. Memorial Şişli Hastanesi’nde uyguladığımız multidisipliner protokol ile bu süreyi kısaltmayı hedefliyoruz.

Doç. Dr. Nilay Şengül’e göre, baş boyun kanserindeki en önemli paradigma değişimi, “her hastaya aynı tedavi” yaklaşımından “HPV durumu ve moleküler profilleme temelli kişiselleştirilmiş tedavi”ye geçiştir. Özellikle KEYNOTE-048 çalışması, pembrolizumab’ın rekürren/metastatik hastalıkta standart tedaviyi değiştirdiğini kanıtlamıştır.

HPV-pozitif hastalarda immünoterapi yanıtının daha iyi olması, bu alt grubun tedavisinde yeni stratejilerin geliştirilmesini teşvik etmektedir. Doç. Dr. Şengül, ayrıca erken evre hastalıkta fonksiyon koruyucu cerrahi ve radyoterapi kombinasyonlarının, hastaların yaşam kalitesini korurken kanser kontrolünü sağladığını vurguluyor.

Tanıdan İyileşmeye: Süreç Nasıl İlerliyor?

  1. İlk Muayene ve Değerlendirme: Hastanın şikayetleri (ses kısıklığı süresi, yutma güçlüğü, boyun kitlesi, kilo kaybı), yaşam tarzı (sigara, alkol, HPV risk faktörleri) ve aile öyküsü sorgulanır. Fizik muayenede ağız, farenks, larenks, boyun lenf nodları ve kranial sinirler değerlendirilir. Doç. Dr. Şengül, klinik pratiğinde 3 haftadan uzun süren persistan belirtiler olan hastalarda gecikmeden endoskopik değerlendirme planladığını vurguluyor.
  2. Tanısal Tetkikler:
    • Endoskopi (nazofarenjolaringoskopi): Tümörün yerini, boyutunu ve uzanımını değerlendirir; biyopsi alınır
    • Görüntüleme (BT/MR): Tümör derinliği, kemik invazyonu, lenf nodu tutulumu ve uzak metastaz taraması için
    • PET-BT: Lenf nodu evrelemesinde BT’ye göre daha duyarlı; özellikle boyun diseksiyonu planlanan hastalarda
    • HPV testi: Orofarengeal kanserlerde p16 immünhistokimyası veya HPV DNA testi; evreleme ve prognozu belirler
    • Panoramik grafik: Ağız boşluğu ve mandibula kanserlerinde kemik invazyonunu değerlendirmek için
  3. Evreleme ve Tedavi Planlaması: AJCC 8. baskı TNM evrelemesi uygulanır. HPV-pozitif orofarengeal kanserler için ayrı evreleme sistemi kullanılır. Multidisipliner tümör konseyinde (KBB, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, plastik cerrahi, radyoloji, patoloji) bireysel tedavi planı oluşturulur. Doç. Dr. Şengül’e göre, bu konseyde alınan kararlar hem onkolojik hem de fonksiyonel sonuçları optimize eder.
  4. Tedavi Uygulaması:
    • Erken evre (Evre I-II): Cerrahi veya radyoterapi (tek modalite)
    • Lokalize ileri evre (Evre III-IVA): Cerrahi + adjuvan radyoterapi/kemoradyoterapi veya definitif kemoradyoterapi
    • Rekürren/metastatik: Pembrolizumab monoterapisi (PD-L1 CPS ≥1) veya pembrolizumab + kemoterapi (tüm comers)
  5. Hastanede Kalış ve Taburculuk: Cerrahi sonrası hastanede kalış, prosedürün kapsamına göre 3-14 gün arasında değişir. Larenjektomi gibi büyük cerrahilerde 10-14 gün; tonsillektomi gibi daha küçük prosedürlerde 3-5 gün kalış süresi beklenir. Taburculuk sonrası yara bakımı, trakeostomi bakımı (varsa) ve beslenme talimatları verilir. Radyoterapi sonrası ağız kuruluğu ve yutma güçlüğü için destekleyici tedaviler planlanır.
  6. Takip ve İzlem: İlk 2 yıl 1-3 ayda bir, sonraki 3 yıl 3-6 ayda bir, 5. yıldan sonra yıllık kontroller planlanır. Her kontrolde fizik muayene, boyun palpasyonu ve endoskopik değerlendirme yapılır. İlk yılda BT veya MR ile görüntüleme önerilir. İkincil malignite (özellikle akciğer ve üst sindirim sistemi) taraması ömür boyu devam eder. Doç. Dr. Şengül, klinik pratiğinde takip sürecinde hastaların psikososyal destek almasının yaşam kalitesi açısından kritik olduğunu vurguluyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Baş ve boyun kanseri nedir?

Baş ve boyun kanseri, ağız boşluğu, boğaz (farenks), gırtlak (larenks), burun boşluğu, sinüsler ve tükürük bezlerinde gelişen malign tümörleri kapsayan bir kanser grubudur. En sık görülen tip skuamöz hücreli karsinomadır (%90-95). GLOBOCAN 2022 verilerine göre, dünya genelinde 20 yaş üzeri yetişkinlerde 1.750.871 yeni vaka ve 527.226 ölüm bildirilmiştir. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha sık görülür.

Baş ve boyun kanseri belirtileri nelerdir?

En sık belirtiler arasında 3 haftadan uzun süren iyileşmeyen ağız/boğaz yaraları, persistan ses kısıklığı, boyunda sert büyüyen lenf nodu kitlesi, yutma güçlüğü, kulak ağrısı (referan ağrı), burun tıkanıklığı veya kanlı akıntı, kilo kaybı ve halsizlik yer alır. Erken evrede belirtiler hafif olabilir; bu nedenle 3 haftadan uzun süren şikayetlerde mutlaka KBB uzmanına başvurulmalıdır.

Baş ve boyun kanseri neden olur?

Başlıca nedenler sigara içimi, alkol tüketimi ve insan papilloma virüsü (HPV-16) enfeksiyonudur. Sigara ve alkol birlikte kullanıldığında risk sinerjistik olarak artar. HPV-16, özellikle gelişmiş ülkelerde orofarengeal kanserlerin %70’inden sorumludur. Betel çiğneme (Güneydoğu Asya), marjinal beslenme (A vitamini eksikliği) ve radyasyon maruziyeti de risk faktörleridir.

Baş ve boyun kanseri tedavi edilebilir mi?

Evet, erken evrede tedavi edilebilir. Evre I-II hastalarda cerrahi veya radyoterapi ile 5 yıllık sağkalım %70-90 arasındadır. İleri evrede (Evre III-IV) multimodal tedavi (cerrahi + radyoterapi + kemoterapi) ile sağkalım %40-60’a ulaşabilir. Rekürren/metastatik hastalıkta immünoterapi (pembrolizumab, nivolumab) ile genel sağkalım anlamlı şekilde uzamıştır. HPV-pozitif hastalar genel olarak HPV-negatif hastalara göre daha iyi prognoza sahiptir.

Baş ve boyun kanseri ameliyatı nasıl yapılır?

Ameliyat tekniği, tümörün anatomik yerleşim yerine göre belirlenir. Larenjektomi (gırtlak çıkarılması), faringektomi (boğaz çıkarılması), mandibulektomi (çene kemiği çıkarılması) ve boyun diseksiyonu (lenf nodları çıkarılması) gibi prosedürler uygulanabilir. Fonksiyon koruyucu cerrahi (parsiyel larenjektomi, transoral mikrocerrahi), ses ve yutma fonksiyonlarının korunmasını hedefler. Rekonstrüksiyon için serbest doku transferi veya lokal flepler kullanılabilir.

Baş ve boyun kanseri ameliyatı sonrası konuşma nasıl olur?

Total larenjektomi sonrası doğal konuşma kaybolur; ancak alternatif konuşma yöntemleri mevcuttur. Elektrolarenks cihazı, özofageal konuşma ve trakeoözofageal protez (TEP) ile konuşma yeniden kazanılabilir. Parsiyel larenjektomi sonrası ses kalitesi değişebilir; ancak konuşma fonksiyonu genellikle korunur. Konuşma terapisi, ameliyat sonrası rehabilitasyonun önemli bir parçasıdır. Doç. Dr. Şengül, klinik pratiğinde ameliyat öncesi konuşma terapisti ile görüşmenin, hastanın psikolojik hazırlığını ve sonrası uyumunu artırdığını vurguluyor.

Baş ve boyun kanseri ameliyatı sonrası ne yenir?

Ameliyat sonrası beslenme, prosedürün kapsamına göre değişir. Total larenjektomi sonrası geçici olarak nazogastrik tüp veya gastrostomi ile beslenme gerekebilir. Yutma fonksiyonu geri döndükçe yumuşak, püre halinde gıdalardan başlanır. Radyoterapi sonrası ağız kuruluğu ve tat alma değişikliği nedeniyle beslenme zorlaşabilir; bu durumda yüksek kalorili, yumuşak gıdalar ve sıvı takviyeleri önerilir. Diyetisyen takibi, yaşam kalitesi açısından kritiktir.

Baş ve boyun kanseri ameliyatı sonrası iyileşme süreci nasıldır?

İyileşme süreci, ameliyatın kapsamına ve ek tedavilerin (radyoterapi, kemoterapi) varlığına göre değişir. Cerrahi yara iyileşmesi 2-4 hafta sürer. Radyoterapi sonrası ağız kuruluğu ve yutma güçlüğü 3-6 ay devam edebilir; bazı hastalarda kalıcı olabilir. Fonksiyonel rehabilitasyon (konuşma, yutma, omuz hareketleri) 6-12 ay sürebilir. Doç. Dr. Şengül, klinik pratiğinde erken rehabilitasyonun (ameliyat sonrası 2. haftadan itibaren) fonksiyonel sonuçları anlamlı şekilde iyileştirdiğini vurguluyor.

Baş ve boyun kanseri hangi bölüm bakar?

Baş ve boyun kanseri tanı ve tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım uygulanır. Tanı koyan ve ilk değerlendirmeyi yapan hekim genellikle kulak burun boğaz (KBB) uzmanıdır. Tedavi planlamasında tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, KBB, plastik cerrahi ve konuşma-yutma terapisi ekipleri yer alır. NCCN ve ESMO kılavuzlarına göre, tüm baş boyun kanseri hastaları deneyimli bir merkezde değerlendirilmelidir.

Baş ve boyun kanseri ameliyatı sonrası radyoterapi ne zaman başlar?

Adjuvan radyoterapi genellikle cerrahi sonrası yara iyileşmesi tamamlandıktan sonra, yani 4-6 hafta sonra başlar. Eşzamanlı kemoradyoterapi planlanan hastalarda, radyoterapi 6 hafta içinde başlamalıdır. Gecikme, lokal nüks riskini artırabilir. Radyoterapi dozu ve fraksiyonasyonu, cerrahi marj durumu, lenf nodu tutulumu ve ek risk faktörlerine göre belirlenir. Doç. Dr. Şengül, klinik pratiğinde cerrahi ile radyoterapi arasındaki sürenin 6 haftayı aşmamasının kritik olduğunu vurguluyor.

Baş ve boyun kanseri ameliyatı sonrası boyun hareketleri nasıl olur?

Boyun diseksiyonu sonrası omuz hareketleri etkilenebilir; özellikle spinal aksesuar sinir (XI. kranial sinir) hasarı durumunda omuz düşüklüğü ve kuvvet kaybı gelişebilir. Fizik tedavi ve omuz rehabilitasyonu, ameliyat sonrası 2. haftadan itibaren başlamalıdır. Erken mobilizasyon, omuz sertliğini ve lenfödemi önler. Doç. Dr. Şengül, klinik pratiğinde boyun diseksiyonu sonrası fizik tedavi uyumunun uzun dönem fonksiyonel sonuçları doğrudan etkilediğini vurguluyor.

Baş ve boyun kanseri, dünya genelinde önemli bir kanser yükü oluşturan ve çoğunlukla ileri evrede tanı alan bir malignite grubudur. GLOBOCAN 2022 verilerine göre, 1.750.871 yeni vaka ve 527.226 ölüm ile erkeklerde en sık görülen kanserler arasındadır. Sigara, alkol ve HPV başlıca risk faktörleridir. Erken evrede cerrahi veya radyoterapi ile yüksek sağkalım oranları sağlanabilir.

İleri evrede multimodal tedavi (cerrahi + radyoterapi + kemoterapi) uygulanır. İmmünoterapi (pembrolizumab, nivolumab), rekürren/metastatik hastalıkta standart tedavi haline gelmiş ve sağkalımı anlamlı şekilde uzatmıştır. HPV-pozitif hastalarda daha iyi prognoz ve immünoterapi yanıtı, kişiselleştirilmiş tedavi stratejilerinin geliştirilmesini teşvik etmektedir.

Baş ve boyun kanseri hakkında kişisel durumunuzu değerlendirmek ve sorularınızı yanıtlamak için Doç. Dr. Nilay Şengül ile görüşebilirsiniz. Memorial Şişli Hastanesi’ndeki muayenehane randevusu için 444 7 888 numaralı hattı arayabilirsiniz.

Kaynaklar

Doç. Dr. Nilay Şengül
Yazar

Doç. Dr. Nilay Şengül

Tıbbi Onkoloji Uzmanı. Meme, akciğer, kolon ve mide kanseri başta olmak üzere immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve genetik profilleme alanlarında hasta odaklı yaklaşımıyla hizmet vermektedir.

Hakkında ›

Sağlığınız için ilk adımı bugün atın

Tanı, tedavi seçenekleri ve ikinci görüş için Doç. Dr. Nilay Şengül ile iletişime geçebilir, online randevu oluşturabilirsiniz.

Doç. Dr. Nilay Şengül
Doç. Dr. Nilay Şengül Tıbbi Onkoloji Uzmanı
Merhaba 👋
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Görüşme Başlatın